Şeyh Molla Yahya El-Abbasi (KS.) (1938 – 2008)

Tam ismi; Şeyh Seyda Molla Yahya b. Molla Abdirrahman b. Molla Ahmed b. Molla Muhyiddin b. Molla İbrahim el-Abbasî eş-Şafi’î en- Nakşibendî’dir. 1938 yılında Batman İlinin, Kozluk İlçesine bağlı Ulaşlı Köyünde dünyaya gelmiştir.

Nesebi; baba cihetinden Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz’in amcası Abbas (radıyallahu anh)a dayanmakta olup, dedeleri hep âlimdir. Annesi Reyhane Hanım ise Hazreti Hüseyin (ra)ın soyundan gelen bir seyyide olup, babası Şeyh Mustafa Efendi, onun da babası Şeyh Ali Efendi’dir.

Yahya Efendi, ilk tahsilini âlim ve hal ehli bir şahsiyet olan babası Molla Abdurrahman Efendi’nin yanında yapmıştır. Yedi yaşındayken Kuran-ı Kerim’i yedi ayda hatmetmiş, fıkıh, sarf ve nahiv dersleri almıştır.

Daha sonra doğu medreselerinin kıymetli âlimlerinden ders alarak ilmini ilerletmiş, nihayet Gavs-ı Bilvanisî (Kasrevi) namıyla meşhur, gözünün nuru, şeyhi ve üstadı Seyyid Abdulhakim Efendi Hazretleri ile karşılaşmıştır. Gerek ilmen, gerekse manen aradığını bulmuş, ilmini onda tamamlamış, 1957’de Gavs Hazretleri’nin emriyle ilmî icazetini almış ve dergâhın medresesinde müderrislik yapmıştır.

1960–62 yıllarında önce Manisa, sonra da Edirne’de askerlik vazifesini yapan Yahya Efendi, Gavs Hazretleri’nin 1972 yılında Rahmet-i Rahman’a kavuşmasıyla şeyhinin oğlu ve aynı zamanda halifesi olan Seyyid Muhammed Raşid Efendi (Seyda Hazretleri)’ne intisab etmiştir.

Yurdun çeşitli bölgelerinde imam-hatiplik yapmış, son olarak 1987 yılında Şanlı Urfa Merkez Hüseyniye Camii’nde görevli iken emekli olmuştur.

Yahya El- Abbasî Efendi, 1987 yılında manevi diploması olan halifelik icazetini de alarak Seyda Hazretleri’nin emriyle İstanbul’a hicret etmiş ve oraya yerleşmiştir.

Seyda Hazretleri’nin 1993 yılında aniden Refik-i A’lâ’ya ulaşmasıyla bir kez daha yüreği yanan Yahya Efendi, adab gereği, artık manevi irşad vazifesine de başlamak zorunda kalmıştır.

Gavs Hazretleri vefat ettiğinde, onun oğlu Seyda Hazretleri’nin emriyle Gavs Hazretleri’ni yıkamış, Seyda Hazretleri vefat ettiğinde ise onun oğlu Seyyid Fevzeddin Efendi’nin emriyle Seyda Hazretleri’ni yıkamış; böylece iki şeyhini de elleriyle yıkama hususiyetine mazhar olmuştur.

Seyda Hz. hayatını ilim ve irşada adamıştı. Yurdun çeşitli bölgelerinde yüzlerce âlim yetiştirmişti.

Yaşantısı ve sohbetleri Kur’an ve Sünnet çizgisinde olup, hayatı boyunca dünyevi ve siyasi konulardan uzak kalmaya özellikle dikkat etmişti. O, bütün Müslümanları kucaklayabiliyordu.

Ahlakı Resulullah (sav)in Ahlakıydı

Resulullah’a (sav) senelerce hizmet eden Enes (ra): “On sene Resulullah’a (sa) hizmet ettim. Yapmadığım bir şeyden dolayı bana ‘bunu niye yapmadın’, veya işlediğim bir suçtan dolayı ‘bunu niye yaptın’ demedi, buyuruyor. Ben de yaklaşık yirmi sene Seydamızın yanında kaldım. O da bize böyle bir şey demedi. Bir gün bizi azarlamadı, kızmadı.

Görüldüğünde Allah Hatırlanırdı

Peygamber (sav): “Sizin hayırlınız, görüldüğünde Allah hatırlananlarınızdır.” buyurmuştur. Onun meclisinde boş konuşulmaz, gıybet asla edilmez, hep Allah’ın sohbeti yapılırdı. Allahın, peygamberin veya sadatın sohbetinin olmadığı mecliste durmaz, hemen kalkardı.

Vaktini hiç boşa geçirmez, ya ilim, ya zikir, ya sohbet, ya tilavet veya başka türlü ibadetle geçirirdi.
Hz. Peygamber (sav): “Ya Enes! Eğer kalbinde bir müslümana karşı kin veya buğuz beslememeye gücün yetiyorsa böyle yap” buyurmuştur.

Bütün Müslümanların Hayrını İsterdi

Hiç kimsenin başına bir kötülük veya bela gelmesini istemezdi. Zamanında ona düşmanlık edenlere bile kalbinde bir buğz beslemez, herkese hakkını helal ederdi. Düşmanı bile ona danışsa hep hayır bildiğini söyler, nasihat ederdi. İnsanları hemen affederdi.

Çok Vefalıydı

Seyyidlere, hele hele Hz. Gavs’ın ve Hz. Seyda’nın (ks) evlatlarına karşı hayret derecede edep ve saygısı vardı. Gavs’ın evlatlarından biri çağırsa her işini bırakır, sebebini sormadan hemen oraya giderdi.

Hz. Gavs’ın aşığıydı. Onun sohbetine doyamaz, 40- 50 sene önceki hadiseleri tam teferruatıyla anlatırdı. Son günlerinde de durmadan Gavs’ı anlattı ve Gavs’ıma gideceğim diye sevinçliydi. Hulasa, Seydamızın güzel ahlakı pek çoktu. Bunlar benim en fazla dikkatimi çekenlerdi.

İlmin Zirvelerinden Biriydi

İlimden nasibi olan herkes onu tanıyordu. Derslerimiz esnasında çok harikulade olaylarla karşılaşırdık. Soru sormadan cevabını verir, saatlerce düşünüp içinden çıkamadığımız meseleleri bir anda çözerdi. İlmin her dalında uzmandı. Bir okuduğunu bir daha unutmazdı. Çok seri ve keskin bir zekâya sahipti. Bir sayfaya şöyle bir baktığında orada neler olduğunu anladığını söylerdi. Civar ulema ve meşayihin takdirini kazanmış, müşkil meselelerde parmakla gösterilen ilmi bir merci olarak bilinmiştir. Seydamızın İslam’dan başka bir fikri yoktu. Onun tek gayesi insanları Allah’ın dinine ve Resulü’nün ahlakına teşvik etmekti. Bir yandan da talebe yetiştirmekten geri durmadı. Ömrünü bu yolda bezletti. Bizler talebeleri olarak buna şahidiz.

Allah (cc) mekânını cennet eylesin. Dünyadayken arzulayıp durduğu sevdiklerine kavuştursun. Cemaline müştak olduğu Rabb-i Rahim’ine (cc), tek kılavuzu Resul-ü Ekrem’e (sav) ve sohbetine doyamadığı Gavs’ına, Seyda’sına kavuştursun. Bizleri de onların şefaatine mazhar eylesin. Amin.

Vasiyetinden

“… Ehlime, evlatlarıma, dostlarıma ve beni tanıyanlara vasiyetim odur ki; hastalığıma ve vefatıma sabredin. Allah ve Rasulünün rızasına ters bir kelime kullanmayın. Ardımdan beni aşırı bir şekilde övmeyin. Beni sevenlerden ricam; affım için dua etmeleri, ruhum için bol bol Kuran okumaları ve güçleri miktarınca sadaka vermeleridir. Kuran okumayı bilen Kuran hatmi, tehlil dersi çeken tehlil hatmi, her ikisini bilen her ikisini, herhangi birini bilmeyen ise; 1 Fatiha, 11 İhlas ve Felak-Nas Surelerini okuyup sevabını ruhuma hediye etmeleridir. …”