Rabıta Hakkında Büyüklerin Sözleri

Ey kardeşim!

Kamil bir şeyhe yapılan rabıta, o kişiyi Rasulullah’ın (s.a.v.) rabıtasına taşır. Rasulullah’ın (s.a.v.) rabıtasının meyvesi, O’nda (s.a.v.) fani olmaktır ( Yani O’nun ahlakıyla ahlaklanmak ve O’nu nefsinde dahi çok sevmektir). Bu ise ni’metleri en değerlilerindendir.

Rasulullah ‘da (s.a.v.) fani olmak, lütf-u ilahi’ye nail olmayı gerektirir.

Rasulullah’ı (s.a.v.) sevme, her mü’minin üzerine vaciptir.

Buhari, Sahih’inde Enes’den (r.a.) rivayet ettiğine göre, Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Hiçbiriniz beni, ana-babasından, evladından ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe (kamil) mü’min olamaz “

İnsanın bizzat kendi nefsi de, hadis-i Şerifde geçer bütün insanlar sözünün içerdiği umumi ma’nanın kapsamındadır. Yani bir mü’min , Rasulullah’ı (s.a.v) kendi nefsinden bile daha çok sevmeli

Abdullah b. Haşim’ın (r.a.) rivayet ettiği Hadis-i Şerif’de ise ma’na sarahaten vaki olmuştur.

Hz. Ömer (r.a.) Rasulullah ‘a (s.a.v.)

       -“Ya Rasulullah! Seni, nefsim hariç,her şeyden daha çok seviyorum “ dedi

       Efendimiz (s.a.v.) :

       -“ Hayır! Nefsim (kudret) elimde olan (Allah)a yemin ederim ki, beni nefsinden de çok sevmedikçe hakiki mü’min olamazsın “ dedi.

       Hz.Ömer :

       -Şimdi seni nefsimden bile çok seviyorum ya Rasulullah!” diyince

Efendimiz:”

       -“ Şimdi oldu  ya Ömer buyurdu.

                                                    (Buhari,Şerhu’Şifa,c.:2,s.:35)

Cenab-ı Allah ‘ın şu buyruğu buna delil olarak kafidir.

                      النَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنفُسِهِمْ

“ Peygamber, mü’minler için, kendi nefislerinden daha evledır”.

                                                                                (Ahzab. 6)

Sana, nefsinden daha evla olanı nasıl olacak da nefsimden daha çok sevmeyeceksin.

Sehl (r.a.) şöyle buyurmuştur:

“ Her kim ki tüm ahlakından kendisini Rasulullah’ın (s.a.v.) emri altında ve O’nun sünnetinin tadını alamaz”.

Ebu Hurayra’dan (r.a.) rivayet edildiğine göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“ Benden sonra öyle insanlar gelecekler ki, onlardan biri, ehlini ve malını feda edip, yerine beni görmeyi arzu edecekler. Onlar beni en çok sevenlerden bir zümredir”.

                                                               (Cami’u’s-Sağır,8225)

       Şifa adlı kitapta zikredilmiş ki:

Hz. Ali’ye (k.a.v.) soruldu:

-Rasulullah’a karşı sevginiz nasıldır?

Buyurdu ki :

Vallahi  O, bize, evlatlarımızdan, mallarımızdan , ana ve babalarımızdan ve susadığımız andaki soğuk sudan çok daha sevimli idi”.

Zeyd b. Eslem (r.a.)’dan rivayer edilir ki:

Hz. Ömer (s.a.) bir gece dolaşırken , lambası yanan bir ev gördü. Baktı ki yaşlı bir kadın elleriyle yün eğiriyor ve şöyle diyor:

“ Muhammed’e iyilerin salatı olsun/ O’na tertemiz olan hayırlılar salat ettiler/ Seherlerde ağlar halde ayaktaydın / Ölümler çeşit çeşitdir / Ah keşke ah…Acaba bu dünya beni ve sevgilimi buluşturur mu!?

       Bu sözleri işiten Hz. Ömer (r.a.) oturup ağlamaya başladı. Hikaye daha uzundur…( Şifa )

Yine rivayet olunmuştur ki, Abdullah b. Ömer’in (r.a.) ayağı uyuştu. Ona “En sevdiğin kişiyi an, ayağının uyuşması geçer” dediler. O da “Ah Muhammed’im!” diye bağırdı ve ayağının uyuşması hemen geçti.